DEMOKRAT NEDİR?

          Liberal demokrat, sosyal demokrat, muhafazakâr demokrat, bu üç siyasal eğilimin ortak noktası; üçünün de demokrat olmasıdır. Ayrıca bu üç eğilimde demokratik toplumun ve onun siyasal rejiminin ayrılmaz parçalarıdır. Diğer bir ifade ile demokratik çoğulcu rejimin yönetim biçimini sürdüren farklı pencereler ya da perspektiflerdir. Ancak bu farklılık, rejimin temel ilkelerinde ayrılığı, ayrışmayı ve karşıtlığı içermez. Sadece devlet denen toplumsal kurumu, örgütü ya da teşkilatı yürütmede demokratik toplum gereği demokratik siyasal rejimin nüanslarını, yelpazelerini ya da uygulamaları ifade eder. Çünkü, asıl olan demokratik toplumun değerleridir.

 

          Nedir demokratik toplumun değerleri; devletin temel kuruluşunu ifade eden “anayasanın üstünlüğü” devletin temel erklerinin birbirine karşı bağımsızlığı ve işlev-görev ayrılığı; devleti yönetecek olanların seçimle gelmesi ve  seçimle gitmesi; yasama erkinin gücünü “milli iradeden” alması yani yaşayan halk –cumhur-dan alması. Dolayısıyla iktidarı ortaya çıkaracak olan milli irade bir kutsala ya da vahiye dayanan “tanrı iradesine” dayanmaz. Doğal olarak kimseye –bir zümreye papaz, molla, şeyh,şıh- ayrıcalık tanınmaz. Kimse devleti tanrı adına ve onun halifesi olarak bu hakkı kendisinde göremez. Yani, milli irade dünyevi olan siyasal kurumu –devleti- yönetmede kendi iradesini kullanır.

         Kaynağını tamamen milli iradesinden alan rejimin adı “cumhuriyettir”. Yani cumhura ait olan, onun iradesi ile biçimlenen rejimin adıdır. Diğer bir ifade ile devleti kuran da cumhurdur, devleti yönetenleri belirleyende cumhurdur. Bu anlamda cumhuriyet ile demokrasi arasında bir çelişmeden çok birlikte var oluşlarından söz edilebilir. Cumhuriyet olmadan demokrasi olmaz ama; demokrasi olmadan laik temellere dayanan –anayasal kuruluşlara – dayanan cumhuriyet olabilir. Ancak, bu cumhuriyet temel hak ve özgürlükleri; ekonomik ve sosyal hakları yeterince cumhura halka vermemiş; gerekli anayasal ve yasal düzenlemeler yapmamıştır. Sonuç olarak, iktidar babadan oğla geçmek yerine; asıl güç kaynağı olan cumhurun iradesi ile değişmesi ve belirlenmesidir.

¤¤¤¤¤

         Buraya kadar sorun yok. Ama asıl sorun, seçilmiş olanların ne kadar demokrat oldukları, konusunda ortaya çıkmaktadır. Yani demokrasi oyununu oynayacak olan aktörlerin “demokrat” kimliği ile demokrasinin oyun kuralları oluşmamaktadır. Demokrasinin oyun kuralları ise demokrasinin olmazsa olmaz kurallarıdır. Yani seçilmiş olan iktidar ilk önce yasalara bağlı olmak zorundadır. Cumhur karşısında taraflı davranamaz; biz ve onlar gibi karşıtlıkları çağrıştıran dini, etnik, ideolojik, bölgesel, yada ahbap çavuş ilişkilerini öne çıkarmak toplumda birçok bakımdan ayrıcalıklar yaratamaz. Demokraside remel olan birey ve birey hakları; yasa önünde eşitlik ya da yurttaş kimliği önemlidir. Bu temel kuralı ümmet toplumunun değerleri ile karıştırmamak gerekir.

          En önemli demokrasi laik bir rejimdir. Yani laiklik olmadan demokrasi; demokrasi olmadan laiklik olmaz. Çünkü farklı düşünce, inanç ve çıkar gruplarına birbirlerini ezdirmeden; bütün ideoloji, inanç ve düşünce gruplarına aynı mesafede olmak laik hukukla mümkündür.  Bu demokratik çoğulcu toplum yapısının gereğidir; çünkü demokratik toplum birbirinden çok farklı inanç, değer, ideoloji, düşünce ve çıkar gruplarından oluşmuş heterojen bir yapı gösterir. Yani, laik demokratik rejim farklı olanların haklarını garanti eder. Yani çoğunluğun her şeyi yapmaya hak ve yetkisi yoktur. Bu düşünce uygar toplumlarda haklı görülmez, ancak hala modernleşmemiş –cemaat toplumlarında- feodal toplumsal yapılarda haklı –meşru- görülebilir.

            Hele bi demokratik, laik ve hukuka dayalı devletlerde yönetim seçimle iktidara gelmiş, ve yemin etmişse demokratik laik sistemin oyun kurallarını kabul etmiş demektir. Daha sonra bu kurallar bana uymuyor; bana ters geliyor deyip oyun bozanlık yapmak; en hafifinden “Alemi kör ve herkesi ahmak yerine oymak”tır. Ben laik değilim; zaten devlet laik olur demek daha baştan demokrat toplumun, laik demokratik rejimle kan uyuşmazlığı var demektir. O zaman demokratik laik devleti idare etmeye neden bu kadar can atıyorsun. Düşüncen ne olursa olsun “önce demokrat” olacaksın. Yani, öncelikle demokrasinin oyun kurallarını, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını ve yansızlığını, muhalefetin eleştirmelerini, karikatür eleştirilerini haklı, yerinde ve iyi niyetle yapıldığını kabul etmek gerekir.

¤¤¤¤¤

        Bir açıdan bakıldığında, ne liberal demokratların, ne sosyal demokratların ne de muhafazakâr demokratların gerçekte demokrat oldukları söylenemez. Bir toplum nüfusunun %70 kentlerde yaşıyorsa; kentlerde yaşayanlarında % 80’i ise kırsal kökenli ise bu toplumun uygar toplum olmadığını; hala kırsal geleneksel –muhafazakâr- değerlerle düşündüğünü, davrandığını söyleyebiliriz. Tabi ki sadece bu gösterge yeterli değil; kentsel alandan yapılmış olan binaların % 70 izinsizse; kentin büyük kesimi gecekondularda yaşıyorsa, kentsel taşıma araçları hala dolmuşlarsa ve egemen müzik türü arabesk –dolmuş müziği-  -tek sesli- ise; ekonominin %65’i kayıt dışı ekonomik faaliyetlerden oluşuyorsa; bu toplumun büyük ölçüde değiştiğini, modernleştiğini, çağdaş sanayi toplumlarının değerlerini paylaştığını söylemek mümkün değildir. Özellikle bir ülkede kayıt dışı fazla ise demokrasinin imkânı yoktur; yani ters bir orantı vardır.

         Kısaca, bütün toplumsal yapılarda partiler, sendikalar, vakıflar, STK…v.b cemaat yapıları, hakimse; parti içinde demokrasi yoksa;sendika başkanları seçimle değiştiremiyorsa; ailede demokrasi yaşanmıyorsa; demokratlık kimliği, sıfatı, niteliği nereden gelecektir. Cemaat-ümmet-feodal toplumlarında demokrasi diye, yasanın üstünlüğü diye, insan hakları diye, kadın hakları diye, azınlık hakları diye birbirlerini üreten değerler manzumesi yoktur; bunlardan söz edilemez. Demokrasi; sanayileşmiş, gerçek anlamda kentleşmiş –sivil toplum- ekonomik kalkınmasını tamamlamış; kişi başına düşen milli gelir en az 10.000 $’dan yukarı toplumlarda nefes alabilir. Bizim gibi cumhuriyetin kurulmasından zamanımıza en önemli sorun olan ekonomik kalkınma, istihdam ve işsizlik sorununu çözmemiş; az gelişmiş toplumlardan ne demokrasiden ne de demokrattan söz edebiliriz. Partiler sağından soluna birbirlerine benziyor; hem yapısal hem uygulama açısından aralarında fark yok. Ha cemaat lideri ha parti başkanı. Kimse tarikat mürşidini mürit olarak eleştiremez, değiştiremez. Aynı durum siyasal partilerimiz, sendikalarımız ve STK’larımız için geçerlidir. Önce demokrat olmak gerekir; ama nasıl?

         Demokrat olamazsanız; size ahmak derler. Tarafsız olamazsınız. Ancak demokrat olanlar, başkalarının da haklı olabileceklerini kabul ederler, eleştiriyi demokratlığın bir gereği sayar.

            

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !